dayı yoksun...
burdayım
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz.
Bir fidandım deriildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler cektiğimi
Nerden bileceksiniz.
Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz.
Gökte yıldız kayar şimdi
Annem beni anar simdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz.
Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz.
Ben ardımda yas bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz.
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Pablo Neruda
Kimi gizlenir kimselere görünmezsin.
Kimi renk renk dünyalarda görünür yüzün .
Kendi kendinle sevismek bu seninkisi.
Çünkü seyreden sen, seyredilen sensin...
Kelebeklerin tül kanatlarına yazdığım sevinçlerimi paylaşırken ,yaşanmazlıkları kendi payıma ayırıyorum
"Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin..." __Nâzım Hikmet__
Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem,
Bir yaşamdan acıyı alabilirsem,
Yada bir acıyı hafifletebilirsem.
Yada bir ardıç kuşunu yeniden yuvasına koyabilirsem.
Boşuna yaşamış olmayacağım.
E. Dickinson
Dalga ile kiyinin askini bilirmisin ?
Oncesinden baslayip, sonsuza giden dalga,
Hep askina kavusma ozlemiyle atilir kiyiya.
Dalga seven, kiyi sevilendir.
Dokunur parmaklarinin ucuyla sevdigine dalga
Ve doner hep geriye
Bilir kavusamayacagini ama hep kosar kiyiya
Her bir dokunusunda askina verir bedenini hesapsizca
Iste, bende seni boyle severim yar.
Yar, bilir misin dag basinda acan ucurum ciceklerini?
Bilirler gorunmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarini...
Oksanmayacaklarini...
Ama inatla acarlar askla, sevgiyle, ozlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasini
iste, ben de seni boyle beklerim yar.
Yar, ipek bocegini bilirmisin ?
Onun kozasinin icinde ordugu o iplige olan askini
Bilir o, ordugu ipligin kendisinin olumu olacagini
Ama askina feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarine korkusuzca
iste, ben de kendimi boyle veririm sana yar.
Yar, agac ile meyvesinin askini bilirmisin ?
Meyvesini vermelidir agac yeniden dogmak icin
Oyle zorludur ki ayrilmalari
Verir meyvesini agac
Meyve tohum olur, tohum kok olur
Ve yeniden dogar agac kendi meyvesinden
iste bende boyle yar
Yok olmayi goze aldim, tekrar sende dogmak icin.
Gülünecek şeyleri ciddiye alanlar, ciddi meselelerde gülünecek hale gelirler.